Yazar Hakkında

Mahmut Dikerdem

Mahmut Şerafettin Dikerdem

1916 yılında İstanbul’da doğan Mahmut Şerafettin Dikerdem Galatasaray Lisesi’ni ve Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1939 yılında Dışişleri Bakanlığı’nda meslek memuru olarak göreve başladı, 1942’de Hariciyede ilk dış görevini aldı, aynı yıl Cenevre’de Devletler Hukuku alanında doktora çalışması hazırladı. 1943-46 arasında Bern Elçiliğinde İkinci Kâtiplik, 1950 yılında Kahire’de Başkâtiplik ve Müsteşarlık yaptı. 37 yıl boyunca Dışişlerinin çeşitli kademelerinde görevlerde bulundu. 1955 yılında Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu ve Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü olarak çalıştı. 1957 yılında Ürdün’e, 1959 yılı sonlarında Tahran’a Büyükelçi olarak atandı. 27 Mayıs 1960’dan sonra merkez emrinde dört yıl geçirdi. Daha sonra 1964’te Gana’ya ve 1968’de Hindistan’a Büyükelçi olarak atandı. Bu görevden Ankara’ya dönüşünden sonra 1976 yılında Dışişleri Bakanlığı Merkez Yüksek Danışmanı görevinde iken emekli oldu. Kariyerinin 14 yılını Üçüncü Dünya ülkelerinde büyükelçilik ve elçilik müsteşarlığı görevlerinde geçiren Mahmut Dikerdem emekli olduktan sonra yaşamının belki de en üretken olduğu, severek çalıştığı yıllarını barış mücadelesi ile doldurdu. 3 Nisan 1977’de yapılan geniş toplantının ardından 4 Nisan’da Türkiye Barış Komitesi Derneği’nin kuruluşundan itibaren üç dönem boyunca unutulmaz Genel Başkanı olarak çalıştı. 1980 yılında Dünya Barış Konseyi’nin Başkanlık Konseyi’ne seçildi. Bu konseye Nâzım Hikmet’ten sonra Türkiye’den seçilen ikinci kişi oldu. 12 Eylül’ün hemen öncesinde, İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı kararıyla 5 Eylül 1980’de Türkiye Barış Komitesi Derneği çalışmaları durduruldu. 1982’de Sıkıyönetim Savcısı tarafından Barış Derneği hakkında açılan davada yargılandı, 24 Şubat 1982 günü toplanan mahkemede alınan tutuklama kararıyla hapis yattı. O dönemin aydınları gibi Selimiye Kışlası’na götürüldü ve Barış Derneği tutuklularıyla birlikte Maltepe askeri cezaevine yollandı. Burada nazik, ölçülü, zaman zaman neşeli, ama düşünceli Dikerdem bir de ciddi bir hastalıkla mücadele etmek durumunda kaldı. Temmuz ayında prostat kanseri teşhisi konan Mahmut Bey bu sürecin bütününü hem askeri mahkeme, sorgular ve savunma çabaları içinde ve hem de hastalıkla uğraşarak geçirdi. Mücadele arkadaşlarından yaşça daha büyük ve deneyimli emekli büyükelçi 30 yıl hapis cezası istemiyle yargılandığı davaya bu koşullarda katıldı, askeri savcı karşısında inadına ayakta durarak siyasi bir savunma yaptı.

Mahmut Dikerdem 1986’da dava sürecinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Sosyalist Grubu tarafından Nobel barış ödülüne aday gösterildi, ama ödül siyah bir rahibe verildi. Ödülü alan kişi “Bu ödülün bana verilmesi ırkçılığa karşı mücadele ile komünizme karşı mücadelenin eşanlamlı olduğunu gösteren siyasal bir mesajdır.” diyor. Dikerdem bunun üzerine oğluna, “nasıl, iyi mi” diye soruyor... “Cumhuriyet’te çıkan haberi okuyunca, Nobel’in bana ya da bize verilmeyeceğini biliyordum.” Ona göre aday gösterilmeleri bile büyük olaydır. “Her neyse, zaten ödül kazanmak söz konusu değil (hele o ödül Begin’lere, Walesa’lara verilmişse; önemli olan, ciddi ve büyük uluslararası kuruluş ve şahsiyetlerin adaylığımı önermeleri idi. Bu da büyük ölçüde gerçekleşti sayılır.) Barış Derneği davası uzar, ikinci bir dava daha açılır, bu iki dava birleştirilir. Bu davanın sonucu sanıklar açısından çok belirleyici olmamış, çünkü hem bu süreçte kamu vicdanında zaten aklanmışlar, hem de mahkemece çarptırıldıkları cezaları peşinen çekmişlerdir.

Mahmut Bey ikinci tutukluluk süresini Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tedavi görerek geçirmiş, bu arada 1987 yılında Dünya Sendikalar Federasyonu onu Unesco Barış Ödülü’ne aday göstermiştir. Tutukluluğu kaldırıldıktan sonra tedavisine evinde devam edilir. 1991 yılında TCK’nın 141. Maddesinin kaldırılması sonucu dava yok sayılır, ama Barış Komitesi Derneği kapatılmış olur. Bu dönem uluslararası siyasette büyük değişikliklerin ortaya çıktığı, sosyalizmin, Sovyetler Birliği ve sosyalist sistemin tartışıldığı, “duvarların yıkıldığı” bir dönemdir. Mahmut Dikerdem bu süreci tehlikeli bir biçimde sosyalizmden tavizler koparma ve teslim alma çabası olarak değerlendirir. Bu konudaki görüşlerini Şubat 1990’da Tüm Korotiçlere Açık Mektup başlıklı yazısında dile getirir. Mahmut Dikerdem hastalığının ağırlaşması sonucunda 3 Ekim 1993’te yaşamını yitirir. Vasiyeti üzerine Söğütlüçeşme’den işçilerin elleri üzerinde, alkışlarla sonsuzluğa uğurlanır

Yayınevimizdeki Kitapları

% 30 indirim

Ortadoğu’da Devrim Yılları

84,00 TL
Savaş, işgal ve katliamlarla anılan bir coğrafya, güncel olarak da Filistin’e yönelik İsrail saldırganlığı Ortadoğu 'nun dinamik bir coğrafya, bir…
% 30 indirim

Hariciye Çarkı : Anılar

91,00 TL
“Mahmut Dikerdem’in anıları Hariciyeyi anlamak için paha biçilmez bir kaynak. Türkiye’nin dış politikasına ve Hariciye mesleğine eleştirel bakabilen bir gözün…