“Liberalizm Türkiye’de kendi sınırlarının çok ötesine geçti, bir yandan solu düzen adına ıslah ederken diğer yandan milliyetçilik ve İslamcılık gibi, 1960 ve 70’li yıllarda karşı-devrimci bir misyonla hareket eden akımların “merkez”e yerleşmesine yardımcı oldu. Bununla da kalmadı, Türkiye’nin köksüz ve sonradan icat olan sosyal demokrasisinin sermaye düzeninin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılıp sağcılaştırılmasında rol üstlendi.”

